Denizaltı Avı İçin Geliştirilen Otonom Helikopter İlk Kez Havalandı

Leonardo tarafından geliştirilen Proteus otonom helikopter ilk uçuşunu başarıyla tamamladı. Kraliyet Donanması için tasarlanan platform, denizaltı harbinde kuvvet çarpanı olmayı hedefliyor.

Ocak 23, 2026 - 10:25
 0  4
Denizaltı Avı İçin Geliştirilen Otonom Helikopter İlk Kez Havalandı

Askeri havacılıkta otonomi odaklı dönüşüm yeni bir eşiği daha geride bıraktı. Leonardo tarafından geliştirilen ve İngiliz Kraliyet Donanması için tasarlanan Proteus otonom helikopter, 16 Ocak tarihinde ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Tam ölçekli platformun havalanması, yalnızca yeni bir hava aracının test edilmesi anlamına gelmiyor. Aynı zamanda mürettebatlı ve insansız unsurların birlikte görev yapacağı yeni bir deniz havacılığı anlayışının sahaya indiğini gösteriyor.

Proteus, Kraliyet Donanması’nın hibrit hava kanadı vizyonu ve Atlantic Bastion stratejisinin somutlaşmış hali olarak görülüyor. Denizaltı harbinin giderek karmaşıklaştığı bir dönemde, bu tür platformların önemi her geçen gün artıyor.

Savunma doktrinlerinde otonomiye geçiş hızlanıyor

Küresel güvenlik dengelerinin yeniden şekillendiği ve birçok ülkenin savunma harcamalarını artırdığı bir dönemde, otonom sistemler modern orduların merkezine yerleşmiş durumda. İnsanlı platformların maliyetleri artarken, risk toleransı düşüyor. Bu tablo, daha ucuz, daha uzun süre görev yapabilen ve gerektiğinde feda edilebilecek otonom araçlara olan ilgiyi hızla artırıyor.

Birleşik Krallık’ın bu alandaki yaklaşımı, geçtiğimiz yıl yayımlanan 2025 Stratejik Savunma İncelemesi ile netlik kazanmıştı. Belgede Kraliyet Donanması’nın gelecekte, klasik mürettebatlı gemi ve hava araçlarını yüksek sayıda otonom platformla destekleyen bir yapı kurmayı hedeflediği açıkça ifade edilmişti. Amaç, insanlı unsurların üzerindeki yükü azaltmak ve operasyonel esnekliği artırmak.

Proteus’un ilk uçuşu, bu vizyonun artık kağıt üzerinde kalmadığını ve sahaya inmeye başladığını gösteriyor.

Atlantic Bastion denizaltı harbinde yeni bir yaklaşımı temsil ediyor

Proteus’un geliştirildiği Atlantic Bastion programı, denizaltı savunma harbine bakış açısını kökten değiştirmeyi amaçlıyor. Klasik denizaltı savunma konseptleri genellikle sınırlı sayıdaki pahalı platformlara dayanıyordu. Yeni yaklaşım ise yüzeyde, su altında ve havada görev yapan çok sayıda insansız sistemin birlikte çalıştığı, sensör ve veri paylaşımına dayalı bir ağ oluşturmayı hedefliyor.

Bu ağ sayesinde Atlantik, Kuzey Denizi ve Arktik bölgelerinde denizaltı hareketlerinin sürekli olarak izlenmesi planlanıyor. Otonom platformlar, geniş alanlarda uzun süre devriye gezerek insanlı unsurların ulaşamayacağı bir süreklilik sağlıyor. Elde edilen veriler ise merkezi bir komuta yapısı içinde birleştirilerek daha hızlı ve daha isabetli kararlar alınmasına imkan tanıyor.

Proteus, bu dijital hedefleme ağının havadaki en önemli unsurlarından biri olarak konumlandırılıyor.

Proteus’un teknik altyapısı neler sunuyor

Leonardo tarafından geliştirilen Proteus, AW09 helikopter platformu temel alınarak tasarlandı. Yaklaşık 3 ton ağırlığa sahip olan helikopter, 1 tonluk faydalı yük taşıma kapasitesiyle dikkat çekiyor. Bu değer, otonom bir platform için oldukça iddialı kabul ediliyor.

Azami 140 knot hıza ulaşabilen Proteus, yaklaşık beş saatlik havada kalış süresi sunuyor. Bu özellik, uzun menzilli devriye ve gözetleme görevleri için önemli bir avantaj sağlıyor. Helikopterin boyutları ve taşıma kapasitesi, farklı görev ekipmanlarının aynı platform üzerinde kullanılmasına imkan tanıyor.

Proteus’un en dikkat çekici yönlerinden biri, modüler görev bölmesine sahip olması. Bu bölüm, sonar şamandıraları, deniz gözetleme radarları ve çeşitli sensör ile haberleşme sistemlerini taşıyabilecek şekilde tasarlanmış durumda. Böylece platform, görev türüne göre kısa sürede yeniden yapılandırılabiliyor.

Denizaltı harbinde kuvvet çarpanı rolü üstleniyor

Proteus’un ana görevi, Kraliyet Donanması envanterindeki Merlin ve Wildcat deniz helikopterleri ile F-35B Lightning II savaş uçaklarının kabiliyetlerini artırmak. Bu yaklaşım, otonom platformları insanlı araçların yerine koymak yerine, onları tamamlayan bir kuvvet çarpanı olarak konumlandırıyor.

Bu sayede insanlı platformlar, daha riskli bölgelerde daha kısa sürelerle görev yaparken, Proteus gibi otonom sistemler geniş alanlarda uzun süreli gözetleme ve takip görevlerini üstlenebiliyor. Denizaltı savunma harbi gibi sabır ve süreklilik gerektiren görevlerde bu yaklaşım büyük avantaj sağlıyor.

Ayrıca Proteus’un yalnızca yüksek tehditli görevlerde değil, zaman zaman lojistik destek gibi daha rutin ve insan kaynağı açısından zahmetli görevlerde de kullanılması planlanıyor. Bu da mürettebatlı platformların daha kritik görevler için serbest kalmasını sağlıyor.

Otonomi seviyesi klasik uzaktan kumandanın ötesinde

Proteus, klasik anlamda uzaktan kumandalı bir hava aracı olarak tasarlanmadı. Platform, kendi yazılım altyapısı sayesinde yüksek düzeyde bağımsız karar alma yeteneğine sahip. Görev sırasında çevresel verileri analiz edebiliyor, sensörlerinden gelen bilgileri işleyebiliyor ve önceden tanımlanmış görev çerçevesinde kendi hareketlerini planlayabiliyor.

Bu otonomi seviyesi, operatör yükünü ciddi ölçüde azaltıyor. İnsan müdahalesi daha çok görev tanımlama ve denetleme seviyesinde kalıyor. Leonardo yetkilileri, geliştirme ve test süreci ilerledikçe bu otonomi seviyesinin daha da artırılmasının hedeflendiğini belirtiyor.

Ancak bu noktada dikkat çekilen önemli bir detay da var. Nihai operasyonel konfigürasyonun, şu an uçan prototipten hem görsel hem de teknik açıdan farklılaşabileceği ifade ediliyor. Bu durum, platformun halen evrim sürecinde olduğunu gösteriyor.

Deniz havacılığında yeni bir dönem başlıyor

Proteus’un ilk uçuşu, yalnızca tek bir platformun başarısı olarak görülmemeli. Bu gelişme, deniz havacılığında insanlı ve insansız unsurların birlikte çalışacağı yeni bir dönemin habercisi niteliği taşıyor.

Denizaltı tehdidinin yeniden yükselişe geçtiği, özellikle Kuzey Atlantik ve Arktik bölgelerinde askeri hareketliliğin arttığı bir dönemde, bu tür otonom sistemler stratejik önem kazanıyor. Uzun süre görev yapabilen, kayıp riski daha düşük ve maliyet açısından daha sürdürülebilir platformlar, modern donanmaların vazgeçilmez unsurları haline geliyor.

Kraliyet Donanması’nın Proteus ile attığı adım, yalnızca Birleşik Krallık için değil, küresel savunma sanayii açısından da yakından takip ediliyor. Otonom helikopterlerin denizaltı harbinde ne ölçüde etkili olacağı, önümüzdeki yıllarda yapılacak operasyonel testlerle daha net ortaya çıkacak.

Ancak şimdiden söylenebilecek bir şey var. Denizlerin üzerinde artık sadece pilotlar değil, algoritmalar da uçuyor. Ve bu değişim, modern savaş anlayışını kalıcı olarak dönüştürmeye aday görünüyor.

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmedim Beğenmedim 0
Sevgi Sevgi 0
Komik Komik 0
Öfkeli Öfkeli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0
teknolojiigundemi TeknolojiGundemi.tr, güncel teknoloji haberleri, ayrıntılı ürün incelemeleri, kılavuzlar, rehberler ve piyasa trend analizleri ile teknoloji meraklılarının bir numaralı dijital adresidir. 2026 itibarıyla; mobil, bilgisayar, yapay zeka, yazılım ve oyun dünyasındaki en son gelişmeleri, tarafsız, güvenilir ve anlaşılır bir dille okuyucularımıza sunuyoruz.