CES 2026’da Karsan ile görüştük ABD’ye otonom araç ihraç eden Türk markasının hedefleri ve yol haritası
CES 2026, her yıl olduğu gibi bu yıl da “geleceğin ulaşımı” başlığının en çok konuşulduğu etkinliklerden biri oldu. Fuarda öne çıkan röportajlardan birinde, ABD dahil birçok ülkeye otonom araç ihraç eden Karsan ile bir araya geldik. Karsan CEO’su Okan Baş ile yaptığımız görüşmede, şirketin küresel pazarda nasıl konumlandığını ve otonom sürüş teknolojilerinde hangi noktaya geldiğini daha yakından dinleme fırsatı bulduk.
Buradaki asıl konu sadece “otonom araç var” demek değil. Zor olan kısım; bu teknolojiyi sahaya indirmek, farklı ülkelerdeki regülasyonlara uyum sağlamak, filoları ölçeklemek ve işi sürdürülebilir bir modele dönüştürmek. Röportajın odağı da tam olarak bu gerçeklerdi.
Karsan neden dikkat çekiyor
Karsan’ı öne çıkaran şey, otonom sürüşü yalnızca bir demo olarak değil, gerçek kullanım senaryoları üzerinden konuşabilmesi. “Sergide çalışan prototip” ile “sahada görev yapan araç” arasında büyük fark var. CES’te yapılan görüşmede de Karsan’ın yaklaşımı, teknolojiyi pazarlama cümlelerinden çıkarıp operasyon tarafına oturtma hedefiyle örtüşüyor.
Röportajda öne çıkan ana başlıklar
Aşağıdaki maddeler, görüşmenin ana hatlarını “okuması kolay” bir çerçeveye oturtuyor. (Detaylı alıntı veya sayı paylaşmak için röportaj metnindeki net ifadeler gerekir; sizde varsa ekleyeyim.)
1) ABD ve diğer pazarlara ihracatın arkasındaki süreç
Otonom araç işinde en büyük bariyerlerden biri, teknolojiden önce kurallar. Her ülkenin güvenlik standartları, test süreçleri ve izin mekanizması farklı. Karsan’ın ABD dahil çeşitli pazarlara açılabilmesi, bu konuda şirketin operasyonel olgunluğa önem verdiğini gösteriyor.
2) Otonom sürüşte “saha deneyimi” neden kritik
Bir otonom aracın başarısı, sadece sensör ve yazılımla ölçülmüyor. Asıl sınav:
- farklı hava koşulları
- şehir altyapısı farkları
- sürüş senaryolarının çeşitliliği
- bakım ve servis süreçleri
gibi sahadaki gerçeklerle veriliyor.
3) Güvenlik yaklaşımı ve kullanıcı güveni
Otonom ulaşımda “güvenlik” tek başına teknik bir konu değil; aynı zamanda kullanıcı alışkanlığı ve kamu algısıyla da ilgili. Bu yüzden şirketler, hızdan çok güvenli geçiş dilini tercih edebiliyor.
4) Ölçeklenebilirlik ve filo yönetimi
Otonom araçları tek tek üretmek başka, bir şehirde ya da kampüste filo olarak yönetmek başka. Röportajın önemli bir kısmı, bu işin operasyon ve ölçek tarafına ayrılıyor.
5) Elektrikli mobilite ve otonomun birleşmesi
Günümüzde toplu taşımada iki ana trend paralel gidiyor:
- elektrifikasyon
- otonom sürüş
Karsan’ın bu iki hattı birlikte konuşması, ulaşım teknolojilerinde “paket çözüm” yaklaşımını güçlendiriyor.
Bu röportaj neden önemli
Küresel ölçekte dev markaların yer aldığı CES gibi bir sahnede, bir Türk şirketinin otonom mobilite tarafında konuşulması iki açıdan değerli:
- Türkiye’den çıkan bir markanın teknoloji ihracatı yapabilmesi
- Otonom ulaşımın artık yalnızca laboratuvar değil, sahada “iş yapan” bir alan haline gelmesi
Bu tip röportajlar, sektörün nereye gittiğini anlamak için “ürün tanıtımı” haberlerinden daha işlevli olabiliyor.
Eğer siz de otonom araç konusunu yakından takip ediyorsanız, yorumlarda şunu yazın: Sizce otonom toplu taşıma önce kampüs, havalimanı, kapalı güzergah gibi kontrollü alanlarda mı yaygınlaşır, yoksa doğrudan şehir içine mi iner?
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenmedim
0
Sevgi
0
Komik
0
Öfkeli
0
Üzgün
0
Vay
0